2 Mart 2009 Pazartesi

Yalnızlığın Sesi...






"If a tree falls in a forest and no one is around to hear it, does it make a sound?"

Tanıdık yalnızlıklar yaşıyoruz çoğu zaman hepimiz. Kapılar bir anda kapanıveriyor ardımızdan. Renkler soluyor, ışıklar kapanıyor. Ve bilmediğimiz bir karanlık üşüşüveriyor başımıza, uzaktan bir uğultu plakta çalan sessizliği getiriyor kulaklarımıza. Elimizi savuruyoruz, nafile. Dokunsak da hissedemiyoruz, derin bir hissizlik başlıyor aniden. Ve merak ediyor insan, nasıl içimiz bu kadar acıyabiliyor aslında hiçbir şey hissedemezken? Sadece canımız yanıyor, kırılgan düşlerimizin parçalanma sesleri bölüyor sessizliğin şarkısını. Karanlığın renkleri hep siyah, ve boyuyor her yanı üşenmeden. Tek bir beyaz noktası kalmayana dek hayatımızın... Bırakmıyor...

Ve fark etmiyor aslında. Her yer siyah ya da beyaz... Unutuyoruz bazen acılarla boğuşurken. Ne kadar canımız yanarsa yansın, ne kadar haykırırsak haykıralım... Bir şey değişmiyor. Unutuyoruz odadaki yalnızlığımızı, unutuveriyoruz ardımızda duran kilitli kapımızı. Kapının ardından kahkahalar gelince anlıyoruz içine tıkılıp kaldığımız yalnızlığımızı. Yalnızlık bir mahzen olmuş, tutuyor bizi içinde usanmadan. Ve oyunlar oynayıp kendimizi kandırıyoruz yalnızca. İnanıyoruz kendi yalanlarımıza, defalarca.

Farkında değiliz...
Ses yap ya da yapma... Ne fark eder duyan olmadıktan sonra?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder